Çarşamba, Ocak 30, 2008

Labirent kaplama bunalım soslu kafein koması..

Başım yastığa en son değdiğinden bu yana iki tam günden fazla geçmiş. Biraz önümde bu durumlar için beklettiğim anason çayı paketi var. İçinden bir tane bile eksilmemiş 12’li bir kutu. Onun biraz önünde ise tek içimlik kahve paketleri duruyor. Boş paketler. En büyüklerinden boş kola şişeleri. Çikolata kağıtları etrafta. Anason çayının kokusu geliyor ama hiç canım istemiyor. Yarım bardak bile etki edebilir biliyorum, içersem uyurum ama istemiyorum. Uyumak istemiyorum, yemin ederim gelmedi de zaten uykum. Bağırsın yüzümdeki kırmızı küçük noktalar ve gözlerimin altındaki mor çizgiler. Pek ilgilendiğim söylenemez.

Uykusuzluğun geri dönüşü bir sürü yeni şiir, yeni şarkılar, biten kitaplar, yazılmış binlerce satır oluyor. Bu nöbette pek şarkı olmadı gerçi, tırnağımı kırdım ve yan odadakiler çok erken yatıyorlar. Anason çayının kokusu buram buram geliyor. Yatağımın örtüsü düzgün, yeni yıkanmış nevresim takımım, silikon yastığım her şey tamam. Hissetmiyorum ağırlaştı mı gözlerim, biri aldı gitti sanki uyuma arzusunu bulup da içimden. Yorgun da değil bedenim, kafamın içi çok dolu sadece irili ufaklı problemlerle. Uyumak istemiyorum, yemin ederim gelmedi uykum.