Çarşamba, Ocak 09, 2008

yalnızlığıma.




sürekli özür dilemekle geçen ömrüm,
geç kaldığım için hep bir yerlere
aslında daha geç kalıyor an geçtikçe
çok başka şeylere de..

kayarken ellerimden süratle
ömrümün bu en deli
bu en özgür
bu en özlenecek ve en yaşanası zamanları,
aklım dalar hayallere:
olmayan sevgililerin olsun diye yalvardığım,
sözleri, dokunuşları, bakışları..

tuzak kurar beynim kalbime,
pişmanlıklarımı hatırlarım her adımda
düşünürüm,
belki de bu sürgün yalnızlık yılları
bugüne dek kırdığım kalplerin
şimdi şimdi çıkan ahları.

bir tek benim masamda boştur kalan sandalyeler
otururken en güzel bir mekanda.
ya da bir tek ben alamam iki kişilik menülerden
kafede, lokantada, sinemada.

sebepsiz arayamayacağım numaralar doldurmuş
gereksiz telefon defterimi.
hadi söyle de kapat diyecek sesler
her birinin ucunda bekler beni.

kırık döküktür tüm gönül maceralarım,
hep bir taraf lanet etmiş ayrılık günü
hep terketmişler beni kaçarcasına,
bir iki kere de ben gidivermişim aniden.
selam bile vermezler yolda göreyim,
kime nasıl geri dön diyeyim?

düşman oldum yaşayamadığım saadetlerine bu şehrin
ne bileyim yalnızlık hırçınlaştırıyor insanı
düşmanıyım aşıkların paylaştığı her simidin,
düşmanıyım buluşmaya götüren her geminin
ve düşmanıyım elele izlenen her sinema filminin.

sen suçlu değilsin kader,
ben en büyük engeliyim kendi kendimin.

şubat 07