Cumartesi, Ekim 22, 2016

...

bekleyen en çok ne kadar sabredebilir?
saatlerce uyusa, nöbeti rüyalarına tuttursa
seyrek uyanık saatlerinde de türlü meşgale ile uğraşıp
binbir ihtimalden ihtimam ile kaçınsa
e hiç gelmeyecek değil ya aklına
terk eden en çok ne kadar gelmeyebilir?

müptezelden nöbetçi yapan hayat suçludur
acıları bile çekmesini bilene vermeli
bir insan en çok ne kadar şey bilmeyebilir?
öyle zehir ki bazı şeyler boğazından geçmiyor
yudum yudum içsen olmuyor,
kafama dikeyim desen illet
bu nöbetlerde vakit hiç geçmiyor
sahi vakit en çok ne kadar geçmeyebilir?

nefesler gitmiş, gülüşler gitmiş
umutlar gitmiş ömürden
tek giden onlar olmayacaktı tabi
aynı anda ne kadar çok şeyden olunabilir?
onlara eşlik ediyor olman hep nezaketten
takdir etmiyor değilim fakat nöbetler geçmiyor
bazen saniyeler, bazen saatler, bazen geceler
bir yol en çok ne kadar karanlık olabilir?





Cuma, Ekim 07, 2016

...

bir gece düşün ki sabaha giden bir yolu yok
yani hadise vakit geçmesiyle ilgili değil
yoktan var etmek şüphesiz daha zor
var olan uzağa doğru ilerlemekten
bu da hüzün mü dersen o da kabul
yaşayalım varsın böyle geçsin zaman
güneşsiz sabahları milat bilelim
sonundaki karanlığı kabullendikten sonra
ne çıkar ki beklemekten.



Pazar, Ekim 02, 2016

...

gelip de seni duymak, dinlemek istedim
aklımda kalsın diye sesin
baştan sona bir şey anlatmak isteyen cümleler olsun
ne söylemek istiyorsan orada duyulsun
bir kısmı da senin oldu morçatı kalbimin
buna inanabiliyor musun?

oysaki ben karanlıkta, ben yorgun,
ben senden zaman ve mekanda uzak
ben bozuk enstürmanların çaldığı bir arabesk şarkı
ben bu nereye gittiği belirsiz adımlarla
düşmeden yürümeye çalışan bir yalancı.

gelmeler, gitmemeler, özlemeler içinde
bir görünüp bir yok olmalara secde eden umutlar
kurtarır mı bizi karanlıktan
içimizde yarattığımız kahramanlar
yalnızlık kol geziyor kararlarımda
beklenecek bir bahar da kalmamış olabilir üstelik
sen baktığında başka bir şey görüyorsan
beni de ikna etmen gerekecek.









Salı, Eylül 27, 2016

...

içimdeki karanlık büyüyor
ve ne kadar ilginç
bu belli bir mesafeden aydınlık gibi
ferahlık gibi, rahatlık gibi
ışıltılı görünüyor.

eski sorular yenilerini doğuruyor
orantısız bir hızda yükseliyor
hayattaki soru artış oranı
halkımız kırılıyor cevapsızlıktan,
dengesizlikten, uykusuzluktan..

çoğu şey her geçen an daha uzak
yakınlık anlamını kaybediyor
yerini daha az uzak olmaya bırakarak
yıldızlar beni uykusuz rüyalara çağırıyor
gidemiyorum imkansızlıktan.

başladığı yere mi döner kader
yollar gitmekle biter mi peki
var mıdır sonu kendini tüketmenin
uykudan kaçış mümkün lakin
soran gecelerden kaçış yok.










Salı, Nisan 08, 2014

Unutmak

Çoğu şeyi unutmadığını sanıyor insan
Lakin hayat satır aralarında yaşanıyor
Ne olup bitiyorsa o aralarda oluyor
Sen başlıkları hatırladığın için unutmadım diyorsun ya,
Yaşananların ta kendisi aklından çıkmış oluyor.
Belki de bu yüzden
Geçmişten ders aldığını iddia edenler
Hep bugünü kaybediyor.

Şimdi dönüp de bir baktığında hatırladıkların
Belki kırıntılar, belki biraz daha fazlası
Ne olup bittiyse sadece bir kısmı
Yaşadığın onca mutluluk, korku, keder, heyecan
Onca bitmez tükenmez gibi gelen güzel an
Kabullenmesi zor ama
Unutuldular çoktan.

Pazartesi, Nisan 07, 2014

Adam olmak

Öğret bana hayat
Öğret her yeni günde
Vara yoğa büyük konuşmamayı
Tutamayacağım sözler vermemeyi
Olmamış meyveleri dalında sevmeyi öğret
Olduğum yerde durmayı
Yere hep daha sağlam basmayı
Aklımı dilimden çok yormayı öğret
Geç olanı güç olana tercih etmeyi
Kaybetmeden de değerini bilmeyi
Aldığım nefesin hakkını vermeyi
Görünenden ötesini görmeyi
Hiçbir şey için sevmeyi öğret
Bugünü dünden ayırmayı
Elimdeki ile mutlu olmayı
Kalp kırmadan bir yolunu bulmayı
Doğru yerde susmayı öğret.

Yoksa benden adam olmayacak.

Uykuyla mücadele timi

Söylenmesi gereken sözler birikir, muhataplar pür dikkat cevap bekler
Hayat bir saatli bomba gibi acımasız ilerler, 
Günler akşama döner, zira en hızlı böyle zamanlarda batar güneş
İzafiyete inandırır insani, inanamaz bakar kalırsın akreple yelkovanın hızlı adımlarına
Görevdedir uykuyla mücadele timi,
Aman vermez uçurumdan atlayan göz kapaklarına.

Bir şehir

Bir şehir sana adini verebilir
Ona adını verenler kadar cok sevmişsen şayet
Kalbinin atışını ilk kez orada hissetmiş
Adımlarının seni yürütebildiğini ilk kez orada gördüysen
ve biliyorsan ki bu bir varolmak meselesidir
Vakitler ömründen geçmiyormuş da sana ömürler veriyormuş gibiyse
Altın kafesleri de görmüşlüğün varsa üstelik
Bir şehir seni senden alabilir.

Şimdi benim adım bir şehir;
Kapılarımın anahtarları kaybolmuş sokaklarında
Bu sokaklarda dolaşmaya mecburum
Rüzgarıyla savrulan yaprağı bile izlemesem özlerim
O kadar güzel ki, çaresizim.

Salı, Mayıs 07, 2013

..

Bütün güzel şarkılar, defalarca izlesem sıkılmayacağın filmler, okudukça uykuyu unutturan kitaplar, karşılaştığımda keyfimin yerine gelmesi gereken veya yaşamaktan mutlu olacağım her şey, ama herşey
bir yönüyle o kadar da keyifli değil.

Seninle paylaşılmadıkları sürece ne kadar güzel oldukları önemli değil.
Sana anlatamadığım güzel şeyleri güzel olmaktan ilelebet men edecek kadar güzelsin.
Sen önemlisin ama işin kötüsü sen de belirsizliğin tam ortasında, görünmez ve bilinmezsin.
Keyiflerime ambargo koymakla kalmadın, tarih de vermemiştin giderken ama; çok geç kaldın.



Pazartesi, Şubat 01, 2010

kırka uzak köprü

Özler miyim kırkımda yirminin deli cesaretini,
öğrenmiş olur muyum o zaman
aslında hiçbir şey bilmediğimi
bildiğimi de unutmak ister miydim sahi,
ve bilmekten bahsetmemeyi..
kırkımda bir an dönsem geriye, ta yirmiye
hiç de ders almış olmazdım bence
geldi mi yirminin o kanı kaynar deli cesareti
yürürdüm yine burnumun tam dikine
bütün yollar benimmiş gibi..

kırkımda gelsen daha mı çok severdim seni?
nefesim kesilmiş, sesim tok
büyür müydü kalbim?
ele alır mıydı sazı aklı selim?
bir düşün kapılardan kırk yaşında geçiyormuşum,
kırk yaşımın kışlarında üşüyormuşum,
ben seni yirmi yaşımda henüz
kırk yıl için seviyormuşum..