hiç olmadığımı düşünüyorken böyle
düşünüyorken ne kadar eksik kaldığımı
yakın, uzak neyse tarifi işte,
öyle ya da böyle geçmişte…
…
hiç olamamışsam da yanında düşünmek güzel
seni o telaşlı kalabalığın içinde
daha da güzel fark etmek seni
sana ait olmaktan başka şansı olmayan
ve mutluluğu dünyayı kucaklayan
kısacık, sıcacık bir gülüşte.
…
iyi ki varsın demek çok güzel sana,
bulamıyorken başka bir olma, oluşma sebebi
bunu da en iyi sen anlarsın
demek istiyor insan elinde olmadan
sahiden anlaşıldığına inanmayarak
kelimeleri, sesleri kullanmadan..
defalarca sağlamasını yaparcasına
korkarak bu gerçekliğin büyüsünden
yalanların ardı gelmez tokatları ardından.
…
bu kadar hissetmek seni yanımda
sen belli belirsiz görünüyorken uzakta
renkli figürlerin çevrimiçi uzaklığında
olamamış gibi hissetmek ne anlaşılmaz
hiçbir rahatlıkta görülmemiş
bakıyorum da bulamıyorum
öyle ki yokmuş sahiden
ne bit yastık, ne bir fikir, ne bir kucak
uğruna mesafeler koşulacak
bana bu huzuru
verememiş.
…
hep olmanı, çok olmanı istemek
henüz hiç olamamışken daha
kaybolmayı istemek gözlerine bakarken
gözlerin bir hayalden ibaretken;
ve binlerce mecnun aynı anda
bir yerlerde buna benzer şiirler yazıyorken
ve sen,
belki aklında biraz ben,
uyuyorken ya da uyumaya çalışıyorken
herhangi bir dilde bunu bana açıkla ne olur
bağışla bana olmamışlığımı yeniden
daha çok pişmeliyiz belki de kısık ateşinde zamanın
her ne olacaksak sonunda
olmamıza vakit varken.