Pazar, Ağustos 31, 2008

düşünüyorken


hiç olmadığımı düşünüyorken böyle

düşünüyorken ne kadar eksik kaldığımı

yakın, uzak neyse tarifi işte,

öyle ya da böyle geçmişte…

hiç olamamışsam da yanında düşünmek güzel

seni o telaşlı kalabalığın içinde

daha da güzel fark etmek seni

sana ait olmaktan başka şansı olmayan

ve mutluluğu dünyayı kucaklayan

kısacık, sıcacık bir gülüşte.

iyi ki varsın demek çok güzel sana,

bulamıyorken başka bir olma, oluşma sebebi

bunu da en iyi sen anlarsın

demek istiyor insan elinde olmadan

sahiden anlaşıldığına inanmayarak

kelimeleri, sesleri kullanmadan..

defalarca sağlamasını yaparcasına

korkarak bu gerçekliğin büyüsünden

yalanların ardı gelmez tokatları ardından.

bu kadar hissetmek seni yanımda

sen belli belirsiz görünüyorken uzakta

renkli figürlerin çevrimiçi uzaklığında

olamamış gibi hissetmek ne anlaşılmaz

hiçbir rahatlıkta görülmemiş

bakıyorum da bulamıyorum

öyle ki yokmuş sahiden

ne bit yastık, ne bir fikir, ne bir kucak

uğruna mesafeler koşulacak

bana bu huzuru

verememiş.

hep olmanı, çok olmanı istemek

henüz hiç olamamışken daha

kaybolmayı istemek gözlerine bakarken

gözlerin bir hayalden ibaretken;

ve binlerce mecnun aynı anda

bir yerlerde buna benzer şiirler yazıyorken

ve sen,

belki aklında biraz ben,

uyuyorken ya da uyumaya çalışıyorken

herhangi bir dilde bunu bana açıkla ne olur

bağışla bana olmamışlığımı yeniden

daha çok pişmeliyiz belki de kısık ateşinde zamanın

her ne olacaksak sonunda

olmamıza vakit varken.